KADINLAR HAMAMI

ingres turkish bath tr

Evlere banyo ünitesi girmeden önce benim memleketimde insanlar sokak hamamına giderlerdi. Galiba bir iki defa ben de gittim. Flu olarak hatırladığıma ve resimde gördüğünüz anneannem ile büyükbabamın bana anlattıklarına göre hamam şöyle bir yer :

Başlıksız-1

Önce herkes için ayrı olan bir küçük odaya giriyor, soyunuyor, size verilen peştemalı vücudunuza sarıp nalınları ayağınıza takıyorsunuz. Gym salonlarındaki gibi herkesin içinde soyunup giyinmiyorsunuz !

Ardından ana bölüme giriyorsunuz. Burası her tarafı mermer kaplı, sıcak, buharlı ve rutubetli bir yer. Ortada mermerden göbektaşı denen kocaman bir kümbet var. İsteyen buraya uzanıyor, 15-20 dakika terliyor. Istemeyen doğrudan kurna başına oturup yıkanıyor.

Göbektaşında yatanlara sonradan tellak denen bir adam geliyor, önce köpük banyosu yaptırıyor ardından da bir güzel keseliyor. Keselenen derinin tüm gözenekleri açılıyor, çok sağlıklı bir görünüme kavuşuyor.

Keselenme ve yıkanma faslı bitince ana bölümden çıkıp normal ısıdaki bir salona geçiyorsunuz. Orada çay, kahve, meşrubat içip dinleniyorsunuz.

hamam 1

Dinlendikten sonra da odanıza gidip giyiniyorsunuz ve çıkıyorsunuz.

Türk hamamı adıyla anılan bu yıkanma yeri geçmişte farklı işlevlere de sahipti.

Sokak hamamlarına konu komşu, çoluk çocuk, akrabalar birlikte gidilirdi. Kadınlar için ayrı, erkekler için ayrı günler vardı.

Kadın hamamları çok renkli ve eğlenceli olurdu. Kadınların o devirlerde buluşabilecekleri, sohbet edecekleri cafeler, lokantalar olmadığından burada bir araya gelinirdi. Bazen pikniğe gider gibi yemekler hazırlanır, sazlar alınır, hem yıkanılır hem de yiyip içilir ve şarkılar çalınıp söylenerek göbek atılırdı. Bu bakımdan kadınların çok sevdikleri bir sosyalleşme mekanı idi Kadınlar hamamı.

Bir işlevi de evlenecek kızların görülme yeri olması idi. O dönemlerde kadınlar çarşaf içinde olduklarından erkek tarafı oğullarına alacakları kızı burada çırılçıplak görür, vücudunda bir sorunu var mı yok mu bakarlardı. Bunun bir de ritüeli vardı. Gelin adayı çırılçıplak soyunduktan sonra yine çıplak arkadaş ve akraba kızlarıyla göbektaşının etrafını üç kez dönerdi. Bu sırada göbektaşında oturan erkek tarafı kadınları gerekli incelemelerini bakarak da olsa yapardı. Turlar bittikten sonra gelin adayı erkek tarafının büyüklerinin elini öper, seremoni sona ererdi. Ondan sonra da gelsin şarkılar, atılsın göbekler…

Kadınlar hamamının bir başka işlevi de bugünkü SPA’lara tekabül etmesiydi. Çeşitli otlarla yapılan epilasyon, yağlı masaj, kese yoluyla deri yenilenmesi, köpük banyosu hatta saç bakımı burada yapılırdı.

Erkek çocuklar da belli bir yaşa kadar anneleriyle gelebilirlerdi. Çocuk biraz büyümüşse kadınlardan hemen bir uyarı gelirdi :

-Hanım…Hanım… Senin oğlan artık kazık kadar olmuş. Ne işi var hala burada ? Oldu olacak haftaya babasını da getir bari ! Bu uyarı erotik kahkahalarla desteklenir, utanan çocuk da bir daha gelmez, babasıyla Erkekler hamamına giderdi.

Kadınlar Hamamı orientalist yazar ve ressamların da büyük ilgisini çekmiştir. Gravürlerde ve resimlerde genellikle varlıklı bir kadının hamamda etrafındaki cariyeler tarafından nasıl yıkanıp, bakımının yapıldığını muhtemelen görmüş ya da bir yerlerde okumuşsunuzdur. Söylemeye gerek yoktur ki, bu abartılı resimlerde ve anlatımlarda gerek yıkanan kadın gerek onu yıkayanlar hep genç, güzel ve yarı çıplaktırlar.

Güneşli bir Pazar günü Solange’ın Sol Bar’ında yemek yerken aklıma bunlar geldi. Etrafımızdaki masalarda beyaz bornozlu, genç ve bakımlı hanımlar oturuyordu. Çıplak ayakları ve bacak bacak üstüne atarken sıyrılan bornozlarının ortaya serdiği görüntülerin orientalist ressamların Türk Kadınlar hamamında tasvir ettikleri erotik görüntülerden aşağı kalır yanı yoktu ! Bunlar önümüzdeki havuza da girmiş değillerdi. Neden bornozla oturuyorlardı ?

Oğlum merakımı giderdi : “ Bunlar Solange’ın SPA’sından çıkan kadınlar” !

San Francisco’dan biraz dışarı çıkınca karşınıza çıkan bu otel-lokantaları çok severim. Özellikle Pazar öğlenleri güzel ve bakımlı bahçelerde huzur içinde yemek yeme olanağı verirler. Solange’ı ve onun Sol Bar’ını daha da çok sevdim. Michelin’in tavsiye ettiği bu lokantada ne yediğimi sorarsanız, “etrafıma bakmaktan ne yediğimi hatırlamıyorum” demeyeceğim. Tam tersine, dikkatle baktım. Fit olmak için SPA’ya gelen bu genç hanımların çoğu double cheeseburgerlere, patates kızartmalarına, dev sandviçlere abanmıştı ! Tıpkı Türk Kadınlar Hamamındakiler gibi !..

Bana gelince, ben bir ızgara tavuk ve bir kaç kadeh şarapla yetindim.

solbar outside 1

BUNLARI DA BEGENEBiLiRSiNiZ

Yorum Yok

Cevap Yaz